Tribeca Film Festivali 2013 (Bölüm 3): Reha Erdem ve filmi “Jîn”.

h. nazan ışık-

26 May 2013—

Bu yıl Tribeca Film Festivali  (TFF) programında Türk yönetmeni Reha Erdem’in filmi, Türkiye yapımı  “Jîn” var.  Reha Erdem daha önce de 2006 yapımı “ Times and Winds / Beş Vakit” filmiyle  TFF’ne katılan yönetmenlerden biri.

 large_jin_2

Deniz Hasgüler Reha Erdem’in “Jîn” filminden bir sahnede

Dağ, orman, yakın çekimle bir çekirge, kaplumbağa, gene ağaçlar, seyirciye bakan bir geyik ile doğayı seyircilere getirdikten sonra bu sakin, durgun görüntüyü bozan bomba sesleri “Jîn” in açılış sahnesi. Dağda, bir mağara yanında aralarında kadın/genç kızında olduğu silahlı bir grup insanla devam eder film.  Bir şarkı söylerler –altyazıdan şarkının Kürtçe olduğunu öğreniriz- ve genç bir kız gruptan ayrılır ve dağlar, ormanlar içinde gece gündüz demeden günlerce yoluna devam eder.  Geceleri ay ışığında ağaçta uyur, bir kuşun yumurtasını çalarak karnını doyurur ve gene gece gündüz yoluna devan eder.

Kimdir bu kız, adı nedir, neden ve nasıl o örgütün içine girmiş, neden ayrıldı, ve nereye ulaşmak istiyor bilmiyoruz. Tek bildiğimiz şey; sadece  havadan yağmur gibi yağan bombalara değil, hem kaçtığı örgüt üyelerine, hem de Türk askerlerine yakalanmak istememesidir.  Doğa ve hayvanlar tek güvendiği varlıklardır.

Nihayet, ormandan çıkan kız kapısı açık bir eve girer.  Giyeceğin, yiyeceğin, bozuk paranın, bir okul kitabının yanısıra, evin yaşayanlarından genç bir kızın adı “Leyla” yı çalar. Bu arada o evden annesine telefon eder, Kürtçe konuşurlar.  Dağa geri döner, bu arada gene uçaklar geçer tepeden, bombalar atılmaya devam eder, bir mağaraya tüfeğini ve giysilerini saklar, çaldığı elmayı bir ayı ile paylaşır, üstünü değiştirir ve gene yola çıkar. Otostop yapar, bir kasabaya gelir, soranlara adının Leyla olduğunu ve Izmir’e hasta büyükannesini ziyaret etmek istediğini söyler .  Otobüse biner, her köşe başında Türk askerleri otobüsü durdurup hüviyet sorarlar.  Artık tepesine atılan bomba sesleri yoktur ama, bu kez konuşttuğu erkeklerin çoğu ırzına geçmek ister. 

Kız dağa dönmeğe karar verir.  Gene bombalar atılmaktadır, yaralı bir Türk askeri görür ve kurtarır o’nu. Asker adını sorar, kız döner “Adım Jîn” der ve yürür. Şimdi en güvendiği doğa ve hayvanlarla beraberdir gene……

İlginç birşey: Filmde Jîn iki kişiye yardım eder; birini öldürerek, öbürünü kurtararak.

Film hakkında yorumda bulunmak yerine bir masal anlatımı ile verilen filmi hiç kurgu, düzeltme yapmadan gösterimden sonraki soru-cevap kısmında Reha Erdem’in ağzından vermeğe karar verdim

 reha erdem

Foto: h. nazan ışık

Yönetmen Reha Erdem

 

Soru:  Neden masalsı bir yaklaşım kullandınız?

Reha Erdem: Halende yasam iyi olduğu zaman, bunları belki bu gerçekcilikten uzaklaştırıp başka bir yüzle bakıldığında daha farklı görebiliriz. İşte bunu da böyle bir uzaklaştırma olarak böyle bir masalla getirmeye calıştım.

Soru: Onun içinmi filmin ana karakteri olarak erkek yerine  genç kız kullanmaya karar verdiniz?

Reha Erdem: Evet. Bir de ayrıca şöyle bir durumda var.  Yani, bu savaştan diyelim, 35 yıllık bu durumdan en çok kadınlar daha çok acı çekiyor; hertaraftan yani, savaşın sadece kendisinden değil, yani işte, evde de cephede de her yerde, her noktasında. Onun için kadın kullanmaya karar verdim.

Soru: Doğa ile insanın iç içeliği hakkında konuşur musunuz?

Reha Erdem: Şey, savaşlarda yani insanlar yok oluyorlar.  Bu böyle yaşanıyordu çok yakın zamana kadar. Fakat bir de yani başka bir tarafı da var; bu 35 yıldır süren sorunda, dediğim gibi olan bombalamalarla ve patlamalarla tabii iklimler değişti, ormanlar yok oldu, ne kadar hayvanın , hangi türlerin yok olduğu bilinmiyor.  Bu, işin yani ikinci kısmı ama, … ııııhh….hani bu , insanla bir doğallığın içinde bakıldığında kopya bir katastrofi oluyor.

Soru: Ne kadarı gerçek?

Reha Erdem:  Bu bir kurmaca film. Şimdi yani toplam olarak hayali dedim ama tamamen, yani bu o kadar 35 yıldır yaşadığımız bir şey ki, 35 yıl hayatımızın büyük bir bölümü, ve dolayısıyla duyulanlar, okunanlar, söylenenler…elde bir sürü parça var.  Yani toplamda bu bir gercek hikayeden falan değil ama, zannedersem buna benzer olaylar vardır diye düşünüyorum.

(Internette biraz araştırmadan sonra Vimeo’da !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali” ndeki gösterimden sonraki soru ve cevap kısmında sizlerle paylaşmak istediğim  üç soru çekti dikkatimi)

Soru: Neden dağdan indirmediniz Jîn’i?

Reha Erdem: Yani benim indirmemle inecekse indirirdim.

Soru: Gerilla arkadaşımızın bulunduğu ortamdan farklı bir ortama girme aşamasında ike karşılaştığı tipler, daha çok erkekler, tecavüzcü muamelesi ile hareket ediyorlar. Bu bana itici geldi. Sanki hiç normal insan, erkek yokmuş gibi….

Reha Erdem: Hayata baktığımızda, benim baktığım yerden öyle görünüyor en azından. Yani bu filmdeki figur Kürt olmaktan önce, kadın!

Soru: Söylediğiniz gibi film kişilik hakkında; Jîn bir kadın, bir Kürt kadını ve insan. Ben filmdeki erkek karakterler hakkında ne düşündüğünüzü sormak istiyorum.  Onlar iyi karakter mi , kötü karakter mi?

Reha Erdem: Gerçekten söylüyorum, ben zaten cevaptan çok bu soruların değerli olduğunu düşünüyorum, çünkü etrafımız cevap veren insanlarla dolu, ve bu cevaplar yetmiyor bu durumuda açıklamaya. Çünkü yani bu sorular anlamlı, benim de sizin gibi sorularım var; yani biz neyi yanlış yapıyoruz (…..) Birşey söyliyeceğim; filmde iyi ya da köyü yok, aslında kahraman da yok. İyi de yok. Kötü de yok.

Görüntü yönetmeni Florent Herry’nin özellikle açılış sahnesindeki doğa çekimleri ve çelloist Hildur Guðnadóttir’in müziği akılda kalan iki unsur.  Ve Reha Erdem’in savaşın getirdiği acıları masalsı bir dille anlatan filmi Jîn, kesinlikle festivalden festivale dolaşacak başarılı bir “festival filmi”.

© NKENdiKEN.com

© h. nazan ışık

http://www.turkishny.com/h-nazan-ik/24-h-nazan-ik/123730-tribeca-film-festivali-2013-bolum-3-reha-erdem-ve-filmi-jin#.UgUQKFPlWUw